BERAT ALBAYRAK MİLLİ ENERJİ VE MADEN POLİTİKASI / ENERJİ GÜNDEMİ

 

Bakan Albayrak, “Milli Enerji ve Maden Politikası” tanıtım toplantısındaki sunumuna, Türkiye’ nin son 15 yılda çeşitli alanlarda yaşadığı dönüşümü anlatarak başladı. Konuşmasının devamında altını çizdiği konular başlıca şu şekilde;

 

“15 Temmuz hikayesi bize çok büyük bir güç verdi”

Katılımcılara, “Büyük Türkiye’ den bahsediyorsak, bunun altını enerjide nasıl dolduracağız?” sorusunu yönelten Albayrak, 15 Temmuz’ un Türkiye’ ye “dünyada ne olursa olsun ne yaşarsak yaşayalım birlikte ve güçlü olduğumuzda, bu ülkenin altından kalkamayacağı hiçbir şey yok” anlayışını öğrettiğini vurguladı.
“Bu hikaye bize çok büyük bir güç verdi” diyen Berat Albayrak, son 10 yılın ortalama enerji ithalatı maliyetinin 44 milyar dolar, maden ithalatının da 10,6 milyar dolar olduğunu hatırlattı. Albayrak, yaklaşık 55 milyar dolarlık bir enerji ithalatı yapıldığına ve bunun cari açık açısından çok önemli bir noktada bulunduğuna işaret ederek, şöyle devam etti:
“Bu resmi sadece enerji politikaları ölçüsünde değil, büyüyen Türkiye’nin ekonomik altyapısı, özel sektörü ve bölgesel ve küresel bir oyuncu olması noktasında da stratejik vizyona ihtiyacımız var. Toplam elektrik tüketimimizin kırılımdaki payı çeşitlendirilmesi ve dengeli portföy oluşturulması noktasında katedecek mesafemiz var. Kaynak çeşitliliği noktasında 2015′ te yaşananlardan sonra almamız gereken mesafeler var. Son bir yılda gayri resmi olarak başlattığımız bu sürecin altyapısını nakış gibi örmeye başladık. İthalata bağımlı olduğumuz çeşitlilik anlamında yerli kaynakların payının artırılması noktasındaki yerli kaynaklardan elektrik üretimini 2016’da yüzde 49,3’le en yüksek seviyeye çıkardık. Bu durum, elektrik üretimindeki dışa bağımlılığımızı belli bir noktaya taşıdı. Bundan sonra hedef en az 3 ‘te iki. Yerli kömürden elektrik üretimini de yüzde 23’le en yüksek seviyede arttırdık. Koskoca Türkiye’de darbe olmuş, Türkiye yüzde 3 büyüyor. Kamusuyla özeliyle tüm paydaşlarıyla yoluna devam ediyor. Buna kararlılıkla devam edeceğiz.”

 

“Doğalgaz depolamada hedef büyük”

Albayrak, sunumunu yaptığı politikanın temelini iki unsurun oluşturduğunu, bunlardan ilkinin güçlü ekonomi, ikincisinin de ulusal güvenlik olduğunu dile getirdi.
Albayrak, “Enerjideki bağımlılık stratejisini doğru ve güçlü yönetirseniz ulusal güvenliğiniz de o ölçüde güçlü bir diplomasiye ve dış politikaya pencere açar” değerlendirmesinde bulunarak, söz konusu stratejinin üç ana sacayağının bulunduğunu ifade etti.
Üçlü sacayağını arz güvenliği, yerlileştirme ve öngörülebilir piyasa olarak tanımlayan Albayrak, bu üçü ne kadar sağlam ve güçlü bir şekilde inşa edilirse, paydaların o kadar mutlu olacağı bir noktaya gelineceğini ve kazan-kazan-kazan felsefesine doğru yürüneceğini söyledi.
Albayrak, Türkiye’ nin, bulunduğu bölgenin gelişmiş tek ülkesi olduğuna dikkati çekerek, “Halihazırda 8, iki tanesi de devam eden boru hattının olduğu bir ülkeden bahsediyoruz. 8′ i doğalgaz, ikisi petrol boru hattı. Bunlar siyasi ve ekonomik olarak bir sorumluluk yüklüyor. Tüm bu oyunu inşa ederken bu resimden gözümüzü çeviremeyiz. Bu resmi yakından takip eden her bir dostumuz bu resmin ne kadar önemli olduğunun farkında. Türkiye olarak bunun üzerine tüm paydaşlarla bir resim inşa edeceğiz.” diye konuştu.
Sacayağının ikinci unsuru olan arz güvenliği konusunda doğalgaz depolamanın büyük önemi olduğunu vurgulayan Albayrak, doğalgaz depolamada yüzde 20 hedefinin koyulduğunu, Tuz Gölü gaz depolama tesisinin bu yıl devreye girdiğini ve kapasitesinin 1 milyar metreküpten 5,4 milyar metreküpe çıkarılacağını anımsattı.

 

“Tarihte ilk kez arama sondaj gemisi alınacak”

Albayrak, Silivri’ deki depolama tesisinin de kapasitesinin yıllık 4,6 milyar metreküpe çıkarılmasıyla 2019′ da Türkiye’ nin depolamada bölgenin en büyük ülkelerinden birisi olacağını belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Önümüzdeki 10 yıl dünyada tüketilen gazın LNG payının boru gazını geçeceği yorumlarından hareketle ‘LNG altyapısını güçlendirme zorundayız’ dedik. Düğmeye bastık. Türkiye’nin 2015 sonu itibarıyla LNG’ deki günlük 34 milyon metreküp olan kapasitesini ilk bir yılın sonunda 64 milyon, bu yılın sonunda da 107 milyon metreküpe çıkarıyoruz. İki yılda çok önemli bir altyapı eksikliğini gideriyoruz. FSRU altyapısını dünyada rekor seviyesinde bir zamanlama ile ilkini (Yüzer LNG santrali) aralıkta devreye aldık. İkincisini de inşallah bu yıl sonu devreye alıyoruz. Özellikle bizim için kritik olan Marmara Bölgesi’nde de üçüncüsünü devreye alarak bu süreci tamamlıyoruz. Ayrıca, bu ay itibarıyla faaliyete başlayan Oruç Reis adlı sismik arama gemimizle üç tarafı denizlerle çevrili bir ülke olarak denizleri çok aktif kullanarak, bir gemimiz Akdeniz’de, bir gemimiz Karadeniz’de aramalarını yapacak. Tarihimizde ilk defa bu yıl yeni alımını gerçekleştireceğimiz arama sondaj gemisiyle de her yıl Karadeniz’de iki, Akdeniz’de iki olmak üzere denizlerimizde aktif sondaj faaliyetlerinde bulunacağız. Her şey hazır. Ne kadar ararsanız o kadar bulursunuz. Artık bölgemizde deniz sondajında da çok daha aktif olacağız.”
Petrol depolama noktasında da önemli hedefleri bulunduğuna dikkati çeken Albayrak, “Türkiye, petrol depolama noktasında istediğimiz düzeyde değil. Hedef, 5 milyon ton depolama kapasitesi. Çok hızlı bir coğrafi konumlandırmayla, yaşanabilecek en ufak bir krizde Türkiye’nin içerde sıkıntı yaşamaması için bu adımı hayata geçireceğiz. Ayrıca, Türkiye’nin günlük 190 milyon metreküp olan sisteme doğalgaz basma kapasitesi bu yıl sonunda 300 milyon metreküpe, takiben de 400 milyon metreküpe çıkarak sadece iç piyasa için değil, bölge coğrafyası için de önemli bir arz kapasitesi oluşturacak altyapıyı hazırlıyoruz.” ifadelerini kullandı.

“Rüzgar türbini teknolojisinde muazzam bir yerlileştirmenin önünü açacağız”

Bakan Albayrak sunumunda, yerli kaynaklardan kömürün çok yoğun bir yatırım stratejisiyle ve dünyadaki en üst çevre kriterlerinin de ilerisinde bir çevreci yaklaşımla değerlendirileceğini dile getirdi.
Özellikle verimlilik altyapısını da kurarak yerli kömürle ilgili altyapının hazırlandığını ifade eden Albayrak, “Yerli kaynağımız varsa bunu sonuna kadar kullanmak zorundayız. Yenilenebilir kaynaklar noktasında hidroelektrik santralleriyle birlikte oluşturduğumuz kapasitemizin yanına güneş ve rüzgarı önümüzdeki 10 yılda 10’ar bin megavatı da devreye alarak, bu oranı arttıracağız. Stratejilerimizin en önemlilerinden bir tanesi, 60 yıllık rüya dediğimiz, iktidarımız döneminde sağlam temellerle adımlarını Akkuyu ile atmaya başladığımız nükleeri hızlı bir şekilde devreye alıp portföy içindeki payını en az yüzde 10’luk kapasiteye ulaştıracağız.” diye konuştu.
Albayrak, geçen ay güneş enerjisinde yapılan ihalenin benzerinin rüzgarda da gerçekleştirileceğini belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Yerlileştirme, yerli üretim ve Ar-Ge başta olmak üzere rekabetçi, özel sektörü de oyuna dahil ederek Türkiye’nin bir oyuncu olması için önünü açmamız lazım. İki kritik adım attık biri güneşte diğeri rüzgarda. En büyük hayallerimden birisiydi güneş ihalesi. Çıkan netice çok ümit ve mutluluk verici. İthal panellerden üretilen elektriği 19,5 cente alan Türkiye, bu ihaleyle birlikte 6,99 cente düşürerek maliyeti 3’te birine indirdi. O sahada panellerle ilk yıl yüzde 60, takip eden yılda yüzde 70 yerlilik oranıyla olacak şekilde yatırım yapılacak. Ar-Ge ile yüzde 80 yerli mühendis zorunluluk şartı var. Burada kritik olan husus yan sektörlerle birlikte Türkiye’deki önemli bir pazar gelişecek. Rüzgar YEKA’sı için şartname inşallah bir iki hafta içinde açıklanacak. Dünyadaki birçok büyük rüzgar üreticisi firmalarla görüştük, hepsinin de ilgili olduğu görüşmeler neticesinde şartnameyi açıklayacağız inşallah. Bu yaz bitmeden YEKA uygulamasını rüzgarda da hayata geçireceğiz. Yaklaşık 8 bin kalem kırılımı olan rüzgar türbini teknolojisinde muazzam bir yerlileştirmenin önünü açacağız. Bu şekilde sadece maliyet düşmeyecek iç talep karşılanmayacak, aynı zamanda bölgedeki rüzgar ve güneş potansiyelini de harekete geçirecek bir stratejinin önünü açacağız. Nükleer teknolojide de Türkiye, bölgesel ve küresel olarak bir üst lige çıkarak bu altyapıya kavuşacak.”

“Elektrikte 2020’ye kadar 30 milyar lira yatırım”

Bu strateji içinde en önemli unsurlardan birinin de elektrik iletim ve dağıtımına yapılacak yatırımlar olduğunu ve bundan sonraki süreçte elektrik üretim yatırımları değerlendirilirken bölgedeki arz-talep dengesine bakılacağını anlatan Albayrak, “Bir enerji projesini önceliklendirirken, o sahanın verimlilik noktasında makul olup olmadığı, bölgenin o yatırımı talep edip etmediği gibi kriterler değerlendirilecek. Tüm bu çerçevede, iletim ve dağıtım altyapısıyla uyumlu bir üretim altyapısını oluşturacağız.” ifadesini kullandı.
Bakan Albayrak, elektrik iletim ve dağıtımları için 5 yıllık süreçte 30 milyar liralık bir bütçe ortaya konulduğunu ve bu rakamın 18 milyar lirasının dağıtımda özel sektör tarafından, 12 milyar lirasının da Türkiye Elektrik İletim AŞ (TEİAŞ) bünyesinde yapılacağını anımsattı.
Bu alanda yapılacak yatırımların sıkı bir takip ve koordinasyon ile değerlendirileceğini aktaran Albayrak, “Ayrıca, ilk olarak ulusal SCADA sistemi ikinci olarak da siber atakları önleme merkezimizi kuracağız. Tüm enerji altyapımızın yazılım süreçleri için ulusal bir SCADA sistemi için süreci başlattık. Siber atak altyapısını da dünya standartlarının üzerine çıkarmak zorundayız. Bu noktada da önemli bir yatırım sürecine yürüyoruz.” dedi.

“Türkiye’ nin bir üst lige çıkması için bağımsız enerjiye, güçlü ve büyük Türkiye’ ye ‘Evet’ diyoruz”

Albayrak, Türkiye’ de kurumların kurumsal dönüşümünü ölçülebilir performansa dayalı yapısal dönüşüm sürecini başlattıklarına işaret ederek, “Çünkü her biri sadece iç piyasa için değil, bölge piyasaları için de çok önemli birer oyuncu olan bu kurumlarımızı dönüştürmemiz lazım. Böylece, ne kadar güçlü kurumlarımız olursa, o kadar güçlü Türkiye’nin altyapısını oluştururuz.” ifadelerini kullandı.
Öngörülebilir piyasanın bir sonraki adımına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Albayrak, “İnşallah bu yıl doğalgaz noktasında da Enerji Piyasaları İşletme AŞ (EPİAŞ) ile piyasa, satış, sözleşme ve kontrat deneme altyapısını başlatıyoruz. Önümüzdeki dönemde artık enerjinin de bir emtia olarak sermaye ve para piyasalarında ve uluslararası piyasalarda dönüşümü için iki kritik kurumumuzla süreci daha da hızlandıracağız.” şeklinde konuştu.
Albayrak, özellikle madencilik noktasında çok önemli adımlar attıklarının altını çizerek, bunlardan ilkinin Maden İşleri Genel Müdürlüğü’nün (MİGEM) yeniden yapılandırılması olduğunu söyledi.
Maden arama, işletme ve bunun hayata geçirilmesiyle ilgili yüzlerce süreci geçmeye çalışan yatırımcı için “e-maden” uygulamasını hayata geçirdiklerini hatırlatan Albayrak, bununla birlikte birçok kağıt, onay ve izine dayalı haftalar süren işlemleri hızlandırdıklarını anlattı.
İkinci önemli noktanın, geçen yıl onayladıkları ve bu yılın ikinci yarısında devreye alacakları Ulusal Maden Kaynak ve Rezerv Raporlama Komisyonu (UMREK) olduğunu belirten Albayrak, şunları kaydetti:
“Böylece, bir maden projesi ve sahası güvenilir bir şekilde, banka ve finansal kurumların da değerlendirebileceği güvenilir bir raporlama standardı içinde yer alacak. Bugün, tüm Türkiye’deki kredi portföyünün, madencilik sektörünün aldığı payın yüzde 3’ün bile altında olduğu gerçeklikten hareketle, bu oranı çok daha ileri taşımak için, sektörün önemli problemlerinden biri olarak gördük. Bu standartları getirerek, uluslararası şekilde yurt dışından da finansmanın önünü açacak bir altyapıyı, inşallah getireceğiz. Maden piyasalarının geliştirilmesiyle ilgili bu modellere hali hazırda başladık ve bu yıl itibariyle inşallah tüm bu çerçeveyi daha somut adımlarla geliştireceğiz.”

”Doğalgazsız OSB kalmayacak”

“Bir kuruşu dahi sokağa atma lüksümüz yok”

”Sondajda hedef 6 milyon metre”

”Jeofizik ve jeokimya haritaları yolda”

CEVAP VER